6 Aralık 2008 Cumartesi

Geliyorlar Soldan Soldan!!!

Elimde sert bir cisim, yüzüm elim her yerim kan içinde, gözlerim olmadığı kadar sinirle bakıyor, tüm vücudum zangır zangır titriyor, ağzımdan hakeret dolu homurtular yükseliyor en üst perdeden ve işte ben; "aşkımın" son oyunundan bu hayalle atıyorum kendimi dışarıya. Sokaklarda resmen aranıyorum kavga diye. Bir şiddet dışa vurumu yapmazsam deliye dönmem an meselesi. Sonuna kadar açmışım müziği, hayallerim yavaş yavaş yumuşuyor, normale dönmeme az kalmış ama hayalim hala "SİYAH-beyaz". Kavga döğüş olmadan geldik sonunda eve. Kapıyı küçük kuzenim açıyor İstanbuldan bayrama gelmişler bize. Çocuk işte mecbur gülümsüyorsun. Terli terli öpmemek lazım gidip eli yüzü yıkıyoruz. Güzelce öpüyorsun yanaklarından, "nasılsın canım" diyip şöyle bir kafayı okşadıktan sonra bir hoşgeldinde amcaya cakıyorsun, amca serzenişte "bu saatte mi gelir evsahibi" diyor. Baheneyi söyleyip nasılsın faslına dalıyorsun ve tam o anda gözün televizyona kayıyor: Hoppala! Barcelona vs Valencia karşılasmısı yapışıyor gözüne.
Tam yavaş yavaş unutmaya başlamışsın Siyah Beyazın maglubiyetini al sana unutma diyorlar. Baba ve amca Galatasaraylı olunca hemen ufaktan baslıyor iğnelemeler. Mecbur sende yok penaltıydı yok tüpcüydü diyerekten aslında "he" diyip geiçicen mevzuyu uzatıyorsun. Ama neyse Messi kardeşim atıyor deparı bi de çalım hemen mevzuu değişiyor rahatlıyorsun. Aslında iş ciddiye binse geçirirz şapkaları ikisinede akşam akşam ama şişmesinkafalar.
Biraz oturup geçiyruz mutfağa bir iki lokma yemek lazım. Tavuk çorbası soğumuş ama ısıtmaya sabır olmayınca soguk götürüyoruz. Bezelye pilav yapıp tam kalkacaz birazda lor tadıp , kül tablamızıda alıp pc basına. Önce Aceto'ya sonra Samisa'ya bakıyoruz ne yazmışlar akşam için diye. Aceto yazmıyor fazla Beşiktaşımızı bizde ilk göz ağrımız Samisa'ya dönüyoruz. Gene hemfikiriz ama Samisa'cım be biraz daha soğut yüreğimizi salla hakeme kız ona bunada yalnız olmayalım. Biliyoruz tüpçüyü Mustafa Denizli'yide canımız da yanıyor biraz "he gülüm" de. Ama nerde Samisa gene aynı hatta hep aynı. Seviyoruz böyle olmasını ama işte bazen bahane gerek bu bünyeye.
Sonra oturup yazıyoruz işte bunları. Döküyoruz ne varsa içimizde. Başka türlü yoluda bir şeyler anlatmanın.
Ne yapalım kardeşim bu kadar yürekten seviyoruz ama olmuyor güzel günler bizim olmuyor. Ama şikayetçi değiliz Allah biliyor. Sevdiğimiz Beşiktaşımız var olsun bize yetiyor. Tüm öfkemizi
incinmesin Beşiktaşımız diye.
Neyse normal ruh haliyetimize döndük sonunda. Anlattık derdimizi rahatladık. Yeterde artar şimdilik.

Hiç yorum yok: