20 Aralık 2008 Cumartesi

Şampiyonlar Ligi Kuraları



İngilizler ve İtalyanlar birbirlerine gire dursun İspanyollar Real Madid haricinde iyi kura çektiler.Bayerninde balı yerindeydi. Tek bir takımımızın burda olmamasına normalde üzülmek lazım ama oynanan futbolu görünce iyi ki burda değiliz diyorum. Şu an için burdaki tek bir rakibi geçecek durumda değil hiç bir takımımız. Hayırlı olmuştur elenmelerimiz. Beşiktaşı zaten saymıyorum. Fenerbahce bu sene oynadığı futbol ile aldığı 2 puan bile bence çok büyük başarıdır. Galatasaray aralarında en güçlüsü olarak görünsede CL'de paramparça olacağı ortada. Aslında şampiyonlar ligine girmemesi Galatasaray için iyi bile omuştur. Bu sayede iyi bir UEFA nostaljisi yaşıyor.
İnter herhalde bir ust tura çıkmasına rağmen sevinemeyen tek takım diyebiliriz. Villereal eşlemek gibi bir şansları vardı en azından. Ama şimdi Manu ile oynamak zorundalar. Mr. Super Ego Mourinho sanırım önceki maçlarda olugu gibi Manu maclarında rakip hakkında konusurken bol keseden sallamayacaktır. Hatta eleneceğinden kendisi bile haberdar ama bunu engellemenin yollarını arıyordur. Bakalım devre arası takviye yapacakmı? Serie A da iler yolunda ama Şampiyonlar Liginde pek iç açıcı değil durumu. Liverpool- R.Madrid kuşkusuz en önemli ikinci maç. Sakatların iyileşmesi ve Ramos'un istediği oyunu sahaya yansıtması ihtimalinde azda olsa R.Madrid'in şansı var diyebiliriz. Ama terazi Liverpool'dan yana ağır basıyor. Barcelona, Villereal ve Bayern kura çekiminden en karlı çıkanlar arasında. Bunların yanına A.Madrid'i de ekleyebilriz. Roma-Arsenal eşleşmesi en eşit eşleşme gibi duruyor. İki takımda istediği formu yakalamış değil. Roma sene başına göre daha iyi ama Arsenal sene başına göre daha geriye gitmiş durumda. Çok kaliteli karşılaşmalar olacağından şüphem yok diyebilirim.
Juventus-Chelsea maçları güzel maçlar olacaktır ama Juventus turu geçer diyorum. Scolari için işler pek iyi gitmiyor. Ada basına yerine gelecek adayları yakında açıklamaya baslar. Para haracamaktan sıkılmış Abro takviye yapar mı bilinmez ama yapmazsada hem ligde hem CL'de iyi şeyler beklemesin.



17 Aralık 2008 Çarşamba

Son Derbi


İlk yarının son derbisi bu hafta sonu oynanacak. Galatasaray evinde Beşiktaş'ı konuk edecek. 6 Takımın şampiyonluk potasında olusu hatta Kayserisporunda iyi bir form yakalaması halinde 7. takım olarak bu 6lıya eklenme ihtimali kağıt üzerinde TSL'yi su an için Avrupanın en heyecanlı ligi yaptığı kesin. Ama gel gör ki kağıt üzerinde olguğu gibi değil gerçekler. Bu ligde kesinlikle iyi futbol oynayan bir takım göremedi kimse bu sene. Tabii ki arasıra gerçekten göze hoş gelen oyunlar oynandı ama devamlılık anlamında iyi bir futbol izleyemedik.
Özellikle Galatasaray'ın iyi futbol anlamında uzak ara önde olduğunu belirtmek gerek. Son 2 hafta 3 er dakikaka futbol oynarak aldığı 6 puan üzerinden deperlendirirsek Galatasaray oyunda en ufak açık verdiğinizde yada orta sahanız Galatasarayın top yapmasına izin verdiğinde Galatasaray gerçekten güzel top oynuyor. Özellikle Lincoln'un becerilerini sergileme isteği bu sene üst seviyede. Geçen seneye göre fiziksel ve ruhsal olarak çok üst seviyelerde. Bu ligin en kaliteli oyuncualarından biri olduğunu ispatladı sıra en iyisi olduğunu ispatlamaya geldi. Alex tekelini kırmaya en büyük aday şimdilik Lincoln.
Derbiye gelecek olursak Delgado-Lincoln'den hangisi çoşarsa derbiyi de büyük ihtimalle o alacaktır. Kaba şekilde özetledik ama durum bu. Aslında işin aslı Delgado-Lincoln ikilisinin iyi oyunu değil. İşin aslı orta sahada kim rakibini daha az oynatır daha çok rahatsız ederse derbiyi de o kazanır.
Uzun sakatlıktan sonra geri dönen Mehmet Topal mevkidaşı Ayhan la beraber eğer orta sahayı domine ederlerse Beşiktaş'ın derbiden 3 puan çıkarması nerdeyse imkansızlaşır. Ama orta sahada hucuma yönelik oyuncu bakımından Beşiktaş cesur oynarsa Ayhan-Topal iklisinin etkisini azaltarak forvete rahat top taşıyabilirler. ÖZellikle Holosko'nun Galatasarayın sol kanadından cıkmaması lazım. Hakan Balta ne kadar hucuma cıkarsa Galatasaray o kadar etkili oluyor. Uzun süredir Arda ile oynuyor Hakan Balta ve çok iyi anlaştıklarında Galatasarayda ve Milli Takımdada gol bulabiliyorlar.
Denizli tekrar şapkadan avşan çıkarmak istemezse Beşiktaş'ın az da olsa bir şansı var Ali Samiyende. Ama Holosko oynamazsa bu sansda kesinlikle ortadan kalkacaktır. Beşiktaşın Fenerbahce macına göre tek şansı Galatasaray'ın hucuma daha cok cıkan ve boylece arkada acıklar bırakan bir takım olması. Sanırım bu hem avantaj hem dezavantaj.
Derbide İbrahim Üzülmezin olmamısı aslında Beşiktaş için bir artı olması gerekirdi. Ama maalesef sene basında yerine bir alternatif olınmaması ve Mehmet Sedef'in ortalarda gözükmemsi durumu Beşiktaş'ın aleyhine çevirdi.
Sivok ise önemli bir kayıt. Sivok'un kırmızı kart görmesi son 5 senedir Beşiktaş'ta gelenek halini almış bir durum. İnönü'de maç kaybeden Beşiktaş inanılmaz horçınlaşıyor. Buna çözüm bulmanın tek yolu bir şampiyonluk. Ve şampiyonlukla gelecek güven hem taraftara hem futbolculara rahat nefes aldıracaktır.
Galatasaray favori cıkıyor. Bu sene derbilerde hiç bir favorinin kazanaması durumu bu maçtada kendini gösterir mi bilemem. Ama bu seneki son derbi için en azından güzel futbol görmek istiyorum.

14 Aralık 2008 Pazar

Hoffenheim vs Schalke #2



İlk 11'leri alttaki posta vermiştik. Bende herkes gibi uzak ara Hoffenheim'ın maçı alacağından emindim. Ama olmadı işte. Zaten bu favorilerin her zaman kazanamasından dolayı güzeldir futbol. Maç öncesi genel form durumu ve evinde oynama avantajı ile Hoffenheim daha şanslı taraftı ama Schalke direnmesini ve akıllı oynamasını bildi diyebiliriz.
Maçı kazanma hırsını 90 dakika boyunca sahaya yansıtan Hoffenheim bir türlü bunu skoa yansıtamadı. İbiseviç ilk yarı istediği net gol pozisyonlarını yakalayamadı ama Demba Ba ya oldukça iyi iki asist yaptı. Demba Ba bunları harcayınca Schalke'nin direnci iyice arttı. Schalke atağını karşılayıp tam hucuma çıkarken kaptırdıkları topda Halil Altıntop'un mükemmel asisti ile Asamoah 0-1 öne geçirdi takımını. Golün hemen ardından devre bitene kadar Hoffenheim sürekli gol aradı ama etkili olamadı.
Orta sahada ve kanatlarda oldukça etkili oldu Hoffenheim ama bir türlü sonuca gidemedi.
İkinci yarının hemen basında Hoffenheim 2 değişiklik yaptı. Oyuna giren Luis Gustavo Dias ve Selim Teber sırayla rakiplerine kırmızı kart gösterilmesine sebep oldular.
İlk Jermaine Jones ikinci olarak da Engelaar gördü kırmızı kartı. Jermaine Jones kırmızınsından golü yedi Schalke ama asla gardını düşürmedi. Engelaar'ın kırmızısıda onları pek yıldırmadı. Özellik ikinci kırmızıdan sonra Hoffenheim Schalke'yi sahasına kaptsada gole dönüşecek organizasyonları bir türlü gerçekleştiremedi.
Salihovic'in ilk yarıda durum golsüz berabere iken kaçırdığı frikik gol olsa maç farklı olabilirdi ama Neuer iyi maç çıkardı bugün.
Bayernin puan kaybettiği haftada berabere kalmasına rağmen Hoffenheim liderliği ele geçirdi. Canı gönülden bu peri masalının devam etmesini diliyoruz. Sevinecek cok şey kalmadı futbolda artık. Bunlar son kırıntılar tadını cıkarmak lazım.

Hoffenheim vs Schalke





Rıza Çalımbay Yolcu Gibi


Denizlispor macında 0-3'den skoru 4-3'e getiren Es-Es de işler yolunda gitmiyor. Yerel basının rivayetine göre Denizlispor macında devre arası soyunma odasına inen başkanın bir hayli sert bir şekilde futbolculara "fırçe" çektiği söylentileri geziyor. Yönetimin ve taraftarın Rıza Çalımbay'a olan güveni azalmış durumda. Konyaspor maçı Rıza'nın Eskişehirsporda kalıp kalmayacağını belli edecek maç gibi görünüyor. Sezon başından beri ilginç skorlar almaya devam eden Konya Rıza'yı işsizde bırakabilir koltugunuda kurtarmasına yol açabilir.
Devam eden maçta skor: Eskişehirspor 0-0 Konyaspor

13 Aralık 2008 Cumartesi

Mission İmpossible!!! Mission Failed "2-0"


Yıllardır El Clasico'ya bu kadar dengesiz girmemişti Real Madrid. Marca'nın attığı baslıktan da belli oluyor aslında Real Madrid'in durumu. Sahasında gelene-gidene 4-5 atan Barcelona karşısında bugün hengi klup gelse aslında Real Madridden farklı bir durumda olmazdı. Belki İniesta'nın bu maçta olmaması farktan kurtarır rakibi ama puan almak hayal bile edilmez. Yani formad bir Real Madrid bile kolay kolay Nou Camp tan puan cıkartamazdı bu sene. ÜStüne üstlük sakatlar, kötü gidişat ve teknik direktör değişikliği yani bugün futbol adına ne kadar dezavantaj varsa Madrid cephesinin tablosunda birer eksik olarak yeralıyordu.
9 günlük bayram tatilinde eş-dost ve kahvehane ziyaretleri yüzünden adam akıllı oturup 2 lokma maç seyredip doyamadık futbola. Gelenlerin gitmesi ile fırsat bulup oturduk El Clasico'nun basına. Ercan Taner de spikerin basında olunca epey bir heyacanlandık. Bu gece güzel şeyler olacak. Messi, Eto ve Henry uyumlu hucumlarını seyredecek; Cassilas'ın köşelerden çıkardığı toplarla heyacanlanacaktık.
Ama olmadı. Görünürdü ideal bir kadro çıkartan Real Madrid'in aklında futbol yoktu bu gece. Bu gece sadece gol yemeden en az bir puan almak vardı. Hafta içi fark yiyeceklerinden bahseden o kadar çok yazı okumuş olacaklar ki ceza sahasını ötesine gitmeyi akıllarından bile geçirmediler denebilir. Drenthe'nin fevri cabaları biraz öne taşısada Real Madrid bugün aklında gol atmayı hiç geçirmedi.
Hatta Drenthe nin kaçırdığı gol posizyonunda sanki Drenthe savunduğu kanattaki boşluğu daha çok düşünüyordu. Vururken ben şu topa bi tepeyim derhal görev yerime dönüp Messi'ye 1-2 kez daha dalayım havası vardı. Diğer savunma oyuncalarında da öyle bir his olunca Messi yi gören de bir tek dalma olayı vukuu buldu ilk dakikalarda. Hatta işe bile yaradaki Messi yi bu maç o kadar da diklemesine dirbling yaparken göremedik.
Real Madridin anadolu takımları gibi oynaması o kadar ilginç hale geldi ki maç içinde. Puyol'un 30-35 metrelik bomboş driblinglerini izledik. Hatta caza sahasına kadar ulaşanları bile oldu. Nitekim maçın en önemli dokunuşunu da kaptan yaptı. Maçta dışaradan 3 puanı almaya en kararlı gözüken futbolcuda kaptandı zaten. Bence maçın adamıda Puyol'du.
Penaltı anına kadar Barcelona aslında beklenen baskıyı bir türlü kuramadı. Bunda Real'in gerçekten iyi takım savunmasına dikkat çekmek gerekir. Raul'un Madrid Ceza sahası önünde Messi den topu alışını örnek göstermek yeterli bence. Hal böyle olunca Messi, Eto ve Xavi topu her alışlarında çevrelerinde en az 3 Madridli oyunca bulur oldular. Dani Alves O kadar çok gidip gelmesine rağmen maç boyunca sadece 1 kez sağ kanatta rahat bir orta pozisyounu buldu. Özellikle sağ kanadı çok iyi kapatan Madrid Bacelonayı kalabalık göbekten gelmeye mecbur etti nitekim öyle olunca da pozisyonu az mücadelesi ve faulu fazla bir oyun ortaya çıktı. Bacelonada tüm bu olumsuzluklara rağmen Henry'nin Salgadoya karşı bariz üstünlüğü maçın kaderini belirleyen olaylardan biri bence. Henry nerdeyse tüm birebirlerde topu hafifçe sağa çekerek rahatca ortasını yaptı.
Teknik yorumlar uzayıp gidebilri bu şekilde ama kesin olan bir şey varki bugün Real Madridli futbolcuların korkak oyunu gerçekten yıllarca unutulacak cinsten değil. BUgün El Clasico'da bir takımın daha maca cıkmadan rahatca kazandığı maclardan biri oynandı. Ultra defansif anlayış kurtaramadı çiçeği burnunda teknik direktör Ramosu. O da Schuster'in kaldığı yerden devam etti.
Puan farkının 12 ye çıktı La ligada artık Real Madrid için bir hedef yok. Ramosun şampiyonlar ligine asılmak dışında pek seçeneği yok. Sakatlar ve kötü futbol bu sene Real için sanırım kaderin ta kenidisi. Wesley Sneijde'rin de ciddi sakatlandığını düşünürsek kabus hala devam ediyor.
Barcelona için zafer şarkıları söylemekten başka bir iş yok şimdlik. Paşa paşa 12 ye çıkartılar farkı. Messi de Eto'da atmaya devam ediyor. Nou Camp bu sene gidilecek en son deplasman olmuş durumda. Şampiyonlar ligindede Sir Super Ego Maurinho ile eşleşirlerse pek bi güzel olur. Erken girmiş oluruz final havasına fena mı olur?

6 Aralık 2008 Cumartesi

Geliyorlar Soldan Soldan!!!

Elimde sert bir cisim, yüzüm elim her yerim kan içinde, gözlerim olmadığı kadar sinirle bakıyor, tüm vücudum zangır zangır titriyor, ağzımdan hakeret dolu homurtular yükseliyor en üst perdeden ve işte ben; "aşkımın" son oyunundan bu hayalle atıyorum kendimi dışarıya. Sokaklarda resmen aranıyorum kavga diye. Bir şiddet dışa vurumu yapmazsam deliye dönmem an meselesi. Sonuna kadar açmışım müziği, hayallerim yavaş yavaş yumuşuyor, normale dönmeme az kalmış ama hayalim hala "SİYAH-beyaz". Kavga döğüş olmadan geldik sonunda eve. Kapıyı küçük kuzenim açıyor İstanbuldan bayrama gelmişler bize. Çocuk işte mecbur gülümsüyorsun. Terli terli öpmemek lazım gidip eli yüzü yıkıyoruz. Güzelce öpüyorsun yanaklarından, "nasılsın canım" diyip şöyle bir kafayı okşadıktan sonra bir hoşgeldinde amcaya cakıyorsun, amca serzenişte "bu saatte mi gelir evsahibi" diyor. Baheneyi söyleyip nasılsın faslına dalıyorsun ve tam o anda gözün televizyona kayıyor: Hoppala! Barcelona vs Valencia karşılasmısı yapışıyor gözüne.
Tam yavaş yavaş unutmaya başlamışsın Siyah Beyazın maglubiyetini al sana unutma diyorlar. Baba ve amca Galatasaraylı olunca hemen ufaktan baslıyor iğnelemeler. Mecbur sende yok penaltıydı yok tüpcüydü diyerekten aslında "he" diyip geiçicen mevzuyu uzatıyorsun. Ama neyse Messi kardeşim atıyor deparı bi de çalım hemen mevzuu değişiyor rahatlıyorsun. Aslında iş ciddiye binse geçirirz şapkaları ikisinede akşam akşam ama şişmesinkafalar.
Biraz oturup geçiyruz mutfağa bir iki lokma yemek lazım. Tavuk çorbası soğumuş ama ısıtmaya sabır olmayınca soguk götürüyoruz. Bezelye pilav yapıp tam kalkacaz birazda lor tadıp , kül tablamızıda alıp pc basına. Önce Aceto'ya sonra Samisa'ya bakıyoruz ne yazmışlar akşam için diye. Aceto yazmıyor fazla Beşiktaşımızı bizde ilk göz ağrımız Samisa'ya dönüyoruz. Gene hemfikiriz ama Samisa'cım be biraz daha soğut yüreğimizi salla hakeme kız ona bunada yalnız olmayalım. Biliyoruz tüpçüyü Mustafa Denizli'yide canımız da yanıyor biraz "he gülüm" de. Ama nerde Samisa gene aynı hatta hep aynı. Seviyoruz böyle olmasını ama işte bazen bahane gerek bu bünyeye.
Sonra oturup yazıyoruz işte bunları. Döküyoruz ne varsa içimizde. Başka türlü yoluda bir şeyler anlatmanın.
Ne yapalım kardeşim bu kadar yürekten seviyoruz ama olmuyor güzel günler bizim olmuyor. Ama şikayetçi değiliz Allah biliyor. Sevdiğimiz Beşiktaşımız var olsun bize yetiyor. Tüm öfkemizi
incinmesin Beşiktaşımız diye.
Neyse normal ruh haliyetimize döndük sonunda. Anlattık derdimizi rahatladık. Yeterde artar şimdilik.